Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserleri Konu Anlatımı

Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserleri Konu Anlatımı Nedir?

Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserleri Konu Anlatımı

Divan Şairleri ve Eserleri Nelerdir? Bu yazımızda yüzyıllarına göre pan şairlerini ve eserlerini tanıyalım.

13.Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (1207 - 1273)

Türk ve dünya edebiyatının önde gelen sanatçılarındandır.

Eserleri

Mesnevî, Büyük Divan Divan-ı Kebir, Fihi Ma-Fih Ne varsa İçindedir, Mecalis-i Seb'a Mevlana'nın 7 vaazı, Mektubat Mektuplar.

Sultan Veled (1226-1312)

Muhammed Sultan Bahaeddin Veled veya kısaca Sultan Veled (24 Nisan 1226, Karaman - 11 Kasım 1312, Konya), Mevlana Celaleddin Rumi'nin oğlu, Mevlevîliğin asıl kurucusu ve ikinci piridir.

Sultan Velet, şiirlerini devrin edebiyat dili olan Farsça ile yazmıştır. Mevlana gibi coşkun, lirik ve derinliği ola bir sair değildir. Daha çok, öğretici nitelikte tasavvufi şiirler yazmıştır. Sayıları az olmakla birlikte Türkçe şiir­ler de yazmıştır. Bu yönüyle 13. yüzyılda Anadolu'da aruz ölçüsüyle Türkçe şiirler yazılmasında önemli hiz­metleri olmuştur.

Eserleri

Divan, İbtidâ-Nâme, Rebâbnâme, İntihanâme, Maârif.

Şeyyad Hamza

Şeyyad Hamza, 13. yüzyılda Akşehir ve Sivrihisar'da yaşayan sufi şairlerden biridir. Şeyyad Hamza, önceleri bir şeyyad (duvar ustası) iken Ahi zümrelerine intisabı sebebiyle tarikat çevrelerine de girmiş, bu arada halk için şiirler söylemiştir.

Şeyyad Hamza hece ve aruzla şiirler söyleyebilen, İslam kültürünü kavramış gezgin bir mutasavvıftır. Hece ile yazdığı parçalar nazım tekniği itibari ile güzeldir. Aruzla yazdığı parçalarda pek başarılı olamamıştır. Ayrıca şiirlerinde Türk şiirinin kuruluşundan çizgiler vardır. Klasik şiirlerinde özellikle naatları önemlidir. Bu manzumelerinde kuvvetli bir Arapça, Farsça bilgisi ve İslam kültürü hakimdir. Daha çok sufi çehresiyle tanınan Şeyyad Hamza, dörtlük, mesnevi, kaside, gazel gibi nazım şekilleriyle manzum eserler vermiştir.özellikle dini-tasavuufi Türk edebiyatı sahasında önemli bir yeri vardır.

Eserleri

Yusuf u Züleyha adını taşıyan bir masnevisi vardır. Kur'an'da geçen Yusuf kıssasına dayanan eser, 1529 beyitten oluşmaktadır.

Hoca Dehhani

Elde bulunan bir kasidesinde Horasan'dan Anadolu'ya geldiğini ve tekrar oraya dönmek istediğini söyleyen Dehhani'nin hayatı hakkında bilinenler çok azdır. Selçuklu Sultanı Üçüncü Alaeddin Keykubad'ın takdirini kazanmış ve sultan tarafından bir Selçuklu Şeh­namesi yazmakla görevlendirilmiştir. Şairin, Farsça olarak 20.000 beyitlik Selçuklu Şahnamesi yazdığı, ancak bu eserin günümüzde ele geçmediği söylen­mektedir.

Not: Hoca Dehhani'nin başlattığı Divan edebiyatının son temsilcisi Şeyh Galip sayılır.

 

Ahmed Fakih

Hoca Ahmed Fakih ya da Sultan Hoca Fakih adları ile bilinen Ahmed Fakih (ö. 1221 ya da 1230) 13. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan tasavvuf şairidir. 

Eserleri 

Çarh-name, Kitab-ı Evsaf-ı Mesacidi'ş-şerife(mübarek mescitlerin niteliklerini anlatan kitap, Seyyidü'l-Meczûbin

14.Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri

14. yüzyılda bir çok temsilci yetiştiren pan edebiyatı, 13.yüzyıl şairlerinden Hoca Dehhani'den sonra din dışı konularda ürünler vermeye başlamıştır. Bu yüzyılın en tanınmış şairi Ahmedi'dir. Siyasi ve sosyal sarsıntıların yaşandığı bu yüzyılda edebi niteliği zengin eser­ler ortaya konmuştur. Bu yüzyılda Arapça ve Farsça sözcükler yoğun bir şekilde dilimize girmeye başlamıştır.

Gülşehri

Gülşehrî, 14. yüzyıl Türk şairi. Döneminin en önemli şairlerinden biri olan Gülşehrî'nin hakkında bugün pek fazla bir şey bilinemese de mutasavvıf olduğu bilinmektedir. Naklî ilimlerde bilgili olmasının yanı sıra matematik ve felsefe gibi aklî ilimlerle de ilgilendiği ve bu konularda da bilgi sahibi olduğu düşünülmektedir. Gülşehrinin Kırşehir'de Mevleviliği yaydığı ve zaviyede yaşadığı mahlasını da o zaman adı Gülşehir olan Kırşehir'den aldığı bilinmektedir.

Eserleri

Felekname, Aruz Risalesi, Keramat-ı Ahi Evren, Mantı­ ku't-Tayr

 

Ahmedî

14. yüzyıl'da Anadolu’da yetişmiş en büyük pan şairi kabul edilir. Kaleme aldığı Türkçe eserlerle Osmanlı dönemi Türkçesi’nin yazı, edebiyat ve bilim dilinin ilk örneklerini vermiş ve dolayısıyla Türk dili'nin gelişmesinde ve kullanılmasında büyük katkı sağlamıştır.

En ünlü eseri İskendernâme ’dir.

Eserleri

İskendername, Cemşid ü Hurşid, Tervihü'I-Ervah, Mirkatü'I-Edeb

Aşık Paşa (1272-1333)

Asıl adı Ali olan Aşık Paşa, mutassavıf bir şairdir. Kırşehir'de doğan sanatçı, yine burada vefat etmiştir. iyi bir eğitim görmüş, Kırşehir'e yerleşerek burada bir tekke kurmuştur. Selçuklu sarayında Farsçanın konuşulduğu bir dönemde Türkçeyi savunmuştur.

Eserleri

Garibname, Fakrname, Hikaye, Vasf-ı Hal

Kadı Burhaneddin (1344-1399)

Asıl ismi Burhaneddin olan sanatçı, Kayseri'de 1344'te doğmuş, çok iyi bir eğitim almıştır. Devlet yöneticiliğinin yanında ilimle de uğraşmıştır. Kayseri'de kadılık yapmış, daha son­ra Sivas'ta devlet kurup bu devletin 18 yıl hükümdarlığını yapmıştır. KadıBurhanneddin bu siyasal uğraşları yanında edebiyat ve özellikle şiir ile yakından meşgul olmuş ve özellikle gazel, tuyuğ ve rubailerle dolu büyük bir pan ortaya çıkarmıştır. 1399'da Sivas'ta Akkoyunlu devleti ile yaptığı savaşta yenilince idam edilmiştir.

Hoca Mesud

Döneminde kullanılan deyimleri ve atasözlerini nazma geçirmiş, şiirlerinde sade bir dil kullanmış, Arapça ve Farsça kelimelere oldukça az yer vermiştir. Bazı vezin kusurları bulunmakla beraber onun aruza hakim oldu­ğu göze çarpmaktadır.

Eserleri

Süheyl ü Nevbahar, Ferhengname-i Sadi

 

15.Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri

Bu yüzyıl Anadolu'da Türk birliğinin kurulduğu dö­ nemdir. Bu dönemde yöneticiler kültür, sanat ve ede­biyata önem vermiş, bu da bilim, kültür ve edebiyat alanında ciddi gelişmelerin önünü açmıştır. Divan edebiyatı bu yüzyılda daha da güçlenerek gelişimini sürdürmüştür. Dönemin.Anadolu'da yetişen en büyük şa­iri Şeyhl'dir. Ayrıca Ahmet Paşa ve Necati yüzyılın ta­nınmış diğer şairleridir. Anadolu dışında edebiyatımızın en büyük sanatçılarından Ali Şir Nevai bu dönem­ de yetişmiştir.

Şeyhi (1371-1431)

Asıl adı Yusuf Sinan olan sanatçı, as­len Kütahyalıdır. Kesin olmamakla bir­likte 1371-1431 tarihleri arasında yaşamıştır. Şeyhi, iran'da tasawuf ve edebiyatın yanında tıp öğrenimi de yapmıştır.Kaynaklarda Hekim Sinan adıyla da anılan sanatçı, hekimliğiyle de övülmektedir. Şeyhi, hekimlikteki yeteneğini Çelebi Sultan Mehmet'i tedavi et­mekle kanıtlamıştır. Sultanı tedavi ettiği için kendisine birçok hediyenin yanı sıra Dokuzlar adlı köy de tımar olarak verilmiş; ayrıca Sultan'ın özel doktoru olarak görevlendirilmiştir.

Eserleri

Divan, Hüsrev ü Şirin, Harnâme. Ayrıca edebi eserlerinin yanında tıpla ilgili eserlerden kaleme almıştır.

 

Bunlar:

Kenz-ül Menaf, Habnâme, Neynâme'dir.


Necati (ö. 1509)

Necati hakkında elde mevcut bilgi azdır. Asıl adı İsa olan sanatçının nasıl bir aileye mensup olduğu bilinmemektedir. Aslen Edirneli olmakla birlikte şöhret bul­duğu yer Kastamonu'dur.Necati, Türk pan şiirinin gelişme döneminin (15. yüzyıl sonları - 16. yüzyıl başı) en önemli isimlerindendir. O zamana kadar Türk pan şiirini fazlasıyla etkileyen İran şiirinden uzaklaşarak, halkın diline ve kültürüne önem vermiş, bunu da şiirine yansıtmıştır. Kullandığı yalın dil ile halka ve hayata yakın bir tabiat sergilemiş, fazla süslü üsluptan kaçınmıştır. Şöhreti İstanbul'a arişince Fatih tarafından İstanbul'a aldırılmış, pan katipliğine tayin edilmiştir. 1509'da İstanbul'da vefat etmiştir.

Ahmed Paşa (1426-1497)

Ahmed Paşa, devrinde sultanü'ş-şuara unvanını almış, şiirleri bütün Anadolu ve Rumeli'ye yayılmış, hat­ta Hüseyin Baykara'nın Herat'taki sarayına kadar ulaşmıştır. Hatta 15. yüzyılın ünlü Çağatay şairi Ali Şir Neval, ll. Bayezid'e otuz üç gazelini göndermiş, Bayezid de bunları Ahmed Paşa'ya yollamıştır.

Dil, söyleyiş, ahenk ve duygu bakımından başarılı eserler vermiştir. kendinden sonraki şairler tarafından örnek alınan sanatçı, nazireciliği ve tarih düşürmeyi gelenek haline getirmiştir. Divan şiirinin bütün incelik­lerini şiirlerine ustalıkla yansıtan Ahmed Paşa, devrinin en büyük şairlerindendir. Divan edebiyatının kendinden sonrakilere örnek olan şairlerdendir. Dini ve tasav­vufi konulardan çok, din dışı konularda şiirler söyle­miş, aruzu başarılı bir şekilde kullanmıştır.

Süleyman Çelebi (âlim)

Süleyman Çelebi (1351 - 1422), 1409’da Mevlid mesnevisini yazarak Anadolu kültürünün önemli parçalarından mevlid törenlerinin mimarı olmuş şairdir.

 

16.Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri

Türk edebiyatının en parlak olduğu dönemdir. Osman­lı'nın siyasi ve sosyal alanda gösterdiği başarıya edebiyat ve sanat alanındaki çalışmalar da eklenmiştir. Divan şiiri, taklit dönemini aşarak kendi üstatlarını yetiştirmeye başlamıştır. Anadolu dışında Fuzuli, Anado­lu'da ise Baki bu yüzyılın en önemli temsilcileridir. Ay­rıca bu dönemde Zati, Bağdatlı Ruhi, Hayali gibi önemli şairler yetişmiştir.

Zati

Zâtî (d. 1471 - ö. 1546), tanınmış bir Divan Edebiyatı şairidir. Ziya Paşa tarafından Türk şiirine temel koyan şairlerin üçüncüsü olarak anılmıştır. Çok sayıda şiir yazmış olması nedeniyle değişik eserlerin değişik estetik standartlarda olması sonucu ortaya çıkmıştır.

Zâti'nin inanılmayacak kadar çok sayıda şiiri bulunduğu bilinmektedir. Ancak tezkireciler sayılar üzerinde değişik bilgiler sağlamaktadırlar. Latifiye göre 3000 gazeli, 1000 rubaisi ve kitasi, sehr-engizi, lugazlari, Hikayet-i Ahmed u Mahmud'u, Siyer-i Nebi'si, Mevlid'i, Sem u Pervanasi, Husrev u Sirin tarzinda Ferruh-nam'si vardir. Sehi ise yazdığı gazel sayısının 3000 olduğunu bildirir. Aşık Celebi ise 1600-1700 gazeli ve 400 kasidesi bulunduğunu belirtmektedir.

Fuzuli (1495–1556)

Ailesi göçebe hayatı bırakıp günümüzdeki Irak bölgesine yerleşmiş olan Oğuzların Bayat boylarındandır. Fuzûlî; ne kadar kesin bilinmese de 1483 yılında Akkoyunlular zamanında şimdiki Irak'ta Kerbela veya Necef'de veya Kerkük iline bağlı Kale semtinde doğduğu tahmin edilir.

 

Fuzuli, gazellerindeki derinlik, samimiyet, hissilik ve li­rizme mukabil kasidelerinde fikir ve söz oyunlarına çok başvurur. Kasidelerinde söz sanatları, gazellerin­ de mana sanatları hakimdir. Kasideleri, bütün yapı taşları görünen mimari eser gibi dört başı mamur bir plastik güzelliğe sahiptir. Fuzuli kasideler de yazmakla birlikte en çok, gazel türünde şiirler yazmıştır. O, aşk duy­gularının en iyi, gazel tarzıyla söyleneceğine inanmakta­dır. Manzum ve mensur birçok eseri vardır. Fuzuli, islam kültür ve edebiyatının üç büyük dili olan Arapça, Farsça ve Türkçeye hakimdir. Bu üç dille de şiirler yazmış, şiirleri ayrı ayrı panlarda toplamıştır.

 

Eserleri

Arapça Divan, Farsça Divan, Türkçe Divan, Leyla ve Mecnun, Bengü Bade, Hadis-i Erbain Tercümesi, Sohbetü'I-Esmar, Hadikatü's-Süeda, Mektuplar, Heft­ cam (Sakiname), Rind ü Zahid, Sıhhat u Maraz, Enisü'I-Kalb (Kaside).

 

Baki (1526-1600)

Baki, Osmanlı'nın 16. yüzyıldaki ulaştığı büyüklüğü şiir alanında temsil eden ve yansıtan usta bir sanatçıdır. O bir yandan Osmanlı ordusu ve hükümdarlarının savaşlarını tantanalı şiirlerde yüceltirken, bir yandan da çok ince aşk ve tabiat şiirleri söylemiştir. Onun şiirlerin ­de coşkun bir lirizm yoktur, o şiirlerinde duygudan çok, akla önem vermiştir.

Baki'nin şiirlerinde tasavvufi izler görülmez. Aşağı yukarı her büyük şairin panında bulunan tevhid, münacat, na't gibi dini ve tasavvufi içerikli şiirler Baki'nin panında yoktur. Yaşadığı hayatı anlatmayı amaç edinen sanatçı, bu amaçla tasavvufi terimleri bir araç olarak kullanmıştır.

Bakinin şiirlerinde tabiat ve İstanbul'dan çizgiler sıklık­la yer alır. Onun manzumelerinde devrinin zengin ha­ yatı ve görkemi kolaylıkla hissedilir. Şiirinde İstanbul Türkçesini kullanan şair, zaman zaman halk söyleyişinden de yararlanmıştır.

Temiz ve ahenkli bir üsluba sahip olan Baki, pan şi­irine bir söyleyiş kudreti ve rahatlığı kazandırmıştır. Ka­nuni Sultan Süleyman'ın Zigetvar'da ölümü (Eylül 1566) üzerine daima himayesini gördüğü bu büyük sultana duyduğu samimi bağlılığını ve onun yüce şah­siyetini dile getiren ünlü Kanuni Mersiyesini yazmış­tır.

 

Bağdath Ruhi (ö. 1605)

Bağdatlı Ruhi'nin en çok etkilendiği şair hiç kuşkusuz Fuzûlî'dir, Fuzûlî'nin oğlu Fazlı ile de arkadaşlık kurmuştur. Revaçta olan aşk, kahramanlık gibi konular üzerine yazmaktansa yaşadığı bölgelerin idari sistemlerinin meseleleri, toplumun sorunlu ve eksik noktaları, yanlış din anlayışı gibi konularda, eleştirel bir stilde yazmıştır.

Hiç kuşkusuz Bağdatlı Ruhi'nin en önemli eseri Terkib-i Bend isimli manzumesidir. 17 bendlik bu manzumeye Şeyh Galip, Ziya Paşa gibi bazı edebiyatçılar nazireler yazmıştır.

Hayali (ö. 1557)

Hayali, heyecan ve hisse çok değer veren bir şairdir. Tasavvufi şiirleri olmakla birlikte tasavvufi bir şair değildir. Tasavvufi görüşleri şiirlerine bir heyecan ve temel felsefe olarak yerleştirmiştir.

Divan şiirinin bütün inceliklerini bilen ve ustaca kullanan şair, aşkı işlemiş, şiirlerine ince fikirleri, yüksek anlamları, renkli hayalleri yerleştirmiştir. Şiirle­rinde mahalli çizgiler, deyimler ve samimi bir söyleyiş vardır. Şairin sadece Divan'ı vardır.

Taşlıcalı Yahya (ö. 1582)

Sade bir dil, akıcı bir üslupla güzel kaside ve gazeller söylemiştir. Ancak o, mesnevileriyle tanınmıştır. Ham­se sahibidir. Hamsesindeki mesneviler Şah ü Geda, Usulname, Gencine-i Raz, Gülşen-i Envar, Yusuf ve Züleyhadır. Şair, mesnevilerinin konularını iran edebiyatından al­mamış, kendi oluşturmuştur. Bu yönüyle eserleri orji­naldir. Eserlerinde mahalli renk ve çizgilere çokça yer vermiştir. Yusuf ve Züleyha, Türk edebiyatında bu isimle yazılan mesnevilerin en değerlisi ve başarılısı kabul edilmektedir.

 

17.Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri

Nabi (1642-1712 )

Nâbi Osmanlı'nın duraklama devrinde yaşamış bir şairdi, idare ve toplumdaki bozukluklara şahit oldu. Çevresindeki bu negatif olgular onu didaktik şiir yazmaya itmiş, eserlerinde devleti, toplumu ve sosyal hayatı eleştirmesine neden olmuştur. Ona göre şiir hayatın, karşılaşılan sorunların ve günlük hayatın içinde olmalı, hayattan, insandan ve insanî konulardan izole edilmemelidir. Bu yüzden şiirleri hayat ile alâkalı, çözümler üretmeye çalışan, yer yer nasihatta bulunan bir şairdir. Eserlerinin herkes tarafından anlaşılması ve hayatla iç içe olmasını istemesindendir belki de, kullandığı dil yalın ve süssüzdür.

Eserleri

Hayr-âbâd, Hayriyye.

 

Nef'i (1570-1635)

Divan şiirinin kaside alanında başarılı olmuş ve bu türde üstat kabul edilmiştir. Kasidelerinin özellikle nesib kıs­mında çok başarılı olmuştur. Övgü ve yergilerinde sınır tanımayan sanatçı en güzel fahriyeleri yazmış, sanat kudreti bakımından kendini iran şairlerinden üstün görmüştür.
Gazellerinde de başarılı olan sanatçı, gazellerinde sağlam bir dil ve ifade, güzel tasvir ve hayallere yer vermiştir. Şiirlerinde iç ve dış musikiye büyük önem vermiş, söz oyunlarına çok fazla ilgi göstermemiştir.

Eserleri

Farsça ve Türkçe Divan, Siham-ı Kaza, Tuhfetü'l Uşşak.

 

Nâ'ilî

Gazel tarzına yeni bir söyleyiş, yeni bir tarz, yeni bir hava getirmiştir. Sebk-i Hindi tarzının pan edebiyatın­daki ilk temsilcisidir. Bu akımın etkisiyle şiirlerine anla­mı yoğun bir şekilde yerleştirmiştir. Şiirlerinde ağır bir dil kullanmıştır. Farsça üçlü, dörtlü tamlamalardan ya­rarlanmıştır. Şiirde dış ahenkten çok, iç ahenge ağırlık vermiştir. Sözcük ve deyimierin seçilişine büyük dikkat göstermiş, şiirlerini bir kuyumcu titizliğiyle işlemiştir. Şiirlerinde gereksiz hiçbir sözcük kullanmadığı gibi, uzun da yazmamış, veciz söylemeyi başarmıştır. Şiirle­rinde anlama ve üsluba çok önem vermiştir. Daha çok gazelleri ile tanınmıştır.

 

18.Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri

Divan edebiyatının son büyük sanatçılarının çıktığı dö­nemdir. Bu yüzyıldan sonra pan edebiyatı, ikinci de­recedeki sanatçıların elinde orjinalliğini yitirmiştir. Bu yüzyılda Mahallileşme akımı önemli bir edebi harekettir.

Nedim (1681-1730)

Günümüzde Osmanlı Divan Edebiyatının en önemli şairlerinden biri olarak görülse de bu algı ancak yakın zamanda oluşmuş ve sağlığında iken Nedîm o kadar büyük takdir görmemiştir.

 

Şeyh Galip

Esed ve Galip mahlaslarıyla yazdığı şiirlerini toplayarak 24 yaşında iken panını meydana getirdi (1780). Sembolizm benzeri bir tarzın Türk edebiyatındaki öncüsü olmuş, birçok buluşu ve yarattığı mazmunlarla Divan Edebiyatı'nın gelişmesinde büyük bir rol oynamış olmasına rağmen pan şiirinin geleneklerinden de kopmamıştır. Bugün Şeyh Galip'in şiirleri gösterdiği harika sembolizm ve betimlemelerle özellikle Batıda fazlasıyla beğeni toplamaktadır. Şeyh Galip'in eserlerinin en önemli yönlerinden birisi de tasavvufi temellere sahip olmasıdır.

Fitnat Hanım

Fitnat Hanım'ın Divanın'ın yanında Nesir eserleride mevcuttur. Meyden, sagerden, sevilenden, söz eden içli yazılarıyla aşkı feryatlaştıran, lirik şiirleriyle klasik ekole bağlı bulunan Fitnat; ilhamından özveride bulunmamak düşüncesiyle aruz kalıplarına uymak istemiş bu yüzden imale ve zihaflardan kurtulamamıştır. Yazıları anlatım bakımından oldukça ağdalıdır. Aydın kişilerin zevkini gözetmiştir. Fitnatın önemi; şekilde değil, özdedir. Kimi yadırganan sözler bir olgunluk, bir varlık gösterir onda. Fitnat'ı yükselten de bu özelliğidir.

Enderûnlu Fâzıl

Mahallileşme ve halka yaklaşma akımının önemli temsilcilerinden sayılır.

Eserleri

Hubanname, Defter-i Aşk, Çenginame Zenan­ name en tanınmış mesnevileridir.

 

19.Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri

Bu yüzyılda pan edebiyatı çökmeye ve çözülmeye başlamıştır. Nedim ve Şeyh Galip'le en yüksek dereceye çıkan pan edebiyatı bu yüzyılda büyük bir sanatçı yetiştire­memiştir.

Sünbülzade Vehbi, Enderunlu Vasıf, Akif Paşa, Leyla ve Şeref Hanımlar bu yüzyılda yetişen son pan şairleri arasında gösterilebilir. Yüzyılın ikinci yarısında pan geleneği yerini Batı tarzı edebiyata bırakmıştır.

Keçecizade izzet Molla (1785-1829)

Devrin son üstadı kabul edilen sanatçı 1785'te İstan­bul'da doğmuş, medrese eğitimi görmüş, müderrislik ve kadılık yapmış, 1829'da Sivas'ta vefat etmiştir. Kasideden çok, gazel ve mesnevi alanında başarılı ol­muştur.

Eserleri

Bahar-ı Efkar, Hazan-ı Asar, Mihnetkeşan, Gülşen-i Aşk.

Enderunlu Vasıf

Nedim'in etkisinde olan sanatçının dili sade, üslubu içten ve doğaldır. Mahallileşme akımının bu yüzyıldaki en önemli temsil­cisidir. Şiirlerinde İstanbul'un önemli bir yeri vardır. İstanbul Türkçesi başta olmak üzere İstanbul'un gezinti yerleri, halkın giyim kuşamı, binicilik, cirit ve ok atma gibi ge­leneksel yönleri onun şiirlerinin en çekici yanlarıdır. Şiirlerinin büyük bir kısmı tehzil yani alay ve taklit özel­liği gösterir. 19. yüzyılda şarkı türünde en çok eser veren sanatçıdır.

Divan Şairleri ve Eserleri Test (Online)


Yorum Yaz