YKS Türkçe Testleri çöz

YKS Türkçe Testleri

YKS Türkçe Paragrafın Anlatım Biçimleri Test

YKS Türkçe Paragrafın Anlatım Biçimleri Test

YKS Türkçe Paragrafın Anlatım Biçimleri Test

YKS Türkçe Paragrafın Anlatım Biçimleri Test - çöz

YKS Türkçe Paragrafın Anlatım Biçimleri Test
YKS Türkçe Paragrafın Anlatım Biçimleri Test


Soru 1


Ilgaz dağının eteğine yaklaştığımızda Beş Değirmenler denen bir konağa geldik. Artık akşam olmak üzereydi. Bir şelalenin billur sularıyla dönen değirmenin manzarası harikaydı. Su oluklarından buzlar sarkmaktaydı. Etraf semalara yükselen kaleler gibi dağlarla çevrilmişti. Batmakta olan güneşin kızıllığı dağlara vurmuştu. Gözümüzün önünde muhteşem bir dağ manzarası...

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 2


Yapraklara kızartı düşmüş; yine de bu dağ taş, bozyazının ortasında bir top yeşil zümrüt gibi gülümsüyor. Bahçeye bakınca tüm düğümler çözülüyor, gam kasavet gidiyor üzerimden. Durdum da seyrettim şöyle bir kere daha uzaktan. Zaman nasıl da geçip gitmiş. Daha dün sanki, şu ahlatın altına otururken, birden lslak Kaya'yı fark ediverince, yani içime suyun, bahçenin ilk tohumu düşünce... Nasıl da sevincik olmuştum...

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 3


Zaman adı verilen, yaşamı ölüme çengelleyen göbek bağı, ilk bakışta üç evreli görünür. "Dün, bugün, yarın" ya da diğer bir deyişle "geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman." Oysa bu çok eksik ve yanlıştır. Çünkü "bugün, şimdi" diye bir zaman dilimi yoktur. "Şimdi" sözcüğü daha ağzımızdan çıkarken geçmişe aittir; "bugün" dediğimiz zaman diliminin bir bölümü geçmişi, bir bölümü geleceği içerir ve varlığımızın, düşüncelerimizin yalnız dünleriyle yarınları vardır.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 4


Çocukken, bebeklerimle oynayıp, mavi filli battaniyeme sarınıp uyurken yemekte sevmediğim bir şeyin çıkmasını istemezdim. Oysaki bir lokma ekmek bulamadıkları için ölen, aç oldukları için çöp yiyen insanlar vardı. Annem odamı toplamadığım için kızdığında ağlardım. Ama benim yarı yaşımda çocukların tamirhanelerde karın tokluğuna çalıştığından, başkaları para kazansın diye ellerinden, kollarından, canlarından olduklarından haberim yoktu. Ailemin maddi durumu çok iyi olduğu için yaşamı bir düş penceresinden seyrediyordum.

Bu parçanın anlatımında aşağıda verilenlerden hangilerine başvurulmuştur?

Soru 5


Tiyatroyla, sinema arasında birçok benzerlik bulunmakla beraber, farklılıklar da yok değildir. İşlevi görüntüler yoluyla kişiyi olayın içine çekerek çok kısa bir sürede düşünmeye, duymaya ve katılmaya zorlamak olan perde; asla, gerçekliği, yaşama uygun süresi ve katılmaya zorlamayışıyla izleyiciyi kendine çeken beyaz perdenin yerini tutamaz.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

Soru 6


Güneş gerilerden, kasabanın üstünden bir yerden doğmuştu. Güneşin ilk ışıkları, yerin gökle birleştiği tepeciklerin ve uzakta kollarını sallarken minicik bir adamı andıran yüksekçe yel değirmeninin yöresinde geniş, parlak, sarı bir şerit gibi uzandı. Sonra ılık bir şey ihtiyarın sırtına dokundu. Bir ışık demeti arkasından gizlice süzülüp, atların, arabanın üzerinden aştı, karşıdan yayılarak gelen şeritlerle birleşti. Geniş bozkır birdenbire gülümsedi, çiğ taneleri ışıl ışıl ışıldadı.

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 7


Burada doğanın kendine özgü, iç sesleridir duyulan. Ağaçların dallarının arasından süzülüp gelen rüzgarın uğultusu, kuşların cıvıltısı, ağustos böceklerinin ötüşü, sobada yanan odunların sıcaklığı ve çıtırtısı ... Günün sonunda taşa, toprağa, ağaca alaca bir sessizlik çöker. Lacivert .mantosuna bürünmüş gecede ahşap pencerelerinden ışık sızan köy evleri, çocukken oynadığımız oyuncak evleri anımsatır. Ahşap kokusu sadece evlere değil, sokaklara da sinmiştir.

Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?

Soru 8


Kasaba her günkü hayatına giriyor, uykusundan kalkıyordu. Hükümet konağının bahçesinde mahkemeye gelenler, yollarda işlerine giden memurlar görünüyordu. Tapucu birkaç saat sonra çıkacakları yolu düşünüyordu . O, oldum olası nakilden ürkerdi . Hayattan hiçbir yenilik, hiçbir fevkaladelik beklemediği için, ona buradan, sıcak odasından, bir dönümlük ufak bahçesinden ayrılmak çok acı geliyordu.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Soru 9


Bu imla kılavuzu hazırlanırken, bugüne kadarki bütün kılavuzlara bakılmış ve imlada sorun olan birçok konunun ve kelimenin eski kılavuzlarda yer almadığı hayretle görülmüştür. Biz hiçbir konunun açıkta kalmamasına, sorun olan her nokta ve kelimenin kılavuzda yer almasına çalıştık. Bu bakımdan elimizdeki kılavuz bugüne kadarki en ayrıntılı kılavuz olmuştur. Bütün bunlara rağmen imlada istikrara kavuşmak, bütün toplumun uzlaşmasına ve bundan da önemli olarak herkesin imlada titizlik göstermesine bağlıdır.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

Soru 10


Eskiden sadece Mudurnulu köklü ailelerin ve zenginlerin çeyizlerini, sonra da sandıklarını süslerdi mülyer işleri. İşlenen mülyerler düğünlerde gelin evinin duvarlarına asılırdı. Bu mülyerlerde birbirinden güzel motifler kullanılırdı. Kuş kanadı, servi, böcek, dalga, balık, gemi, kümbet, türbe, ağaç bunlardan bazıları. Ayrıca bu motiflerin "gelincik", "tepedelen" gibi adları var.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?

Soru 11


Hikayelerde sözün ele alınış yolları, biçimin özelliklerini ve görünüşlerini de belirliyor. Gerçekler önünde aktif olan sanatçının giderek değişici, ilerleyici bir biçimi olacaktır. Hikayeci değişen gerçekleri en güzel bir biçimde anlatmaya çalıştığı için biçimleri durmaksızın değişmektedir. Pasif sanatçının ise özünü değişmez olarak kabul etmesi, ister istemez biçim konusunda duruk, değişmez bir tutuma kaydırır onu. Sonunda yerinde saymak ya da kendini tekrarlamak durumuna gelir dayanır sanatçı.

Bu parçada düşünceyi geliştirmek için daha çok aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

Soru 12


Kimi sanatçılar romanlarında gereksiz açıklamalarda bulunmaktan kaçınırlar. Onlara göre romanda yazarın olaylara müdahale edip bazı bilgiler vererek okuyucuyu etkileme çabaları romanın yapısına terstir. Kimileri ise romanda kahramanlara her şeyi söyletmenin mümkün olmadığını; yazarın, romanını yazmakla amaçladığı şeyi en iyi, olay aralarında verebileceğini söylerler. Romanın tarihi gelişimi dikkate alındığında birincilerin sanatçı, ikincilerin faydacı oldukları görülür.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?


Testin Enleri

Alara Aceroğlu
Doğru: 12
100 Puan
Kucuk Hanim
Doğru: 12
100 Puan
sergen
Doğru: 12
100 Puan
furkan16
Doğru: 12
100 Puan
eeg
Doğru: 11
91.6 Puan
Kubilay101010
Doğru: 11
91.6 Puan
Lsz_mia
Doğru: 11
91.6 Puan
aysegul1001
Doğru: 10
83.3 Puan
Zeyneptosun
Doğru: 10
83.3 Puan
nurakbulut
Doğru: 9
75 Puan